Yargıtay’dan milyonları ilgilendiren ‘Maaş’ kararı: Anında kesilecek

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, boşandığı eşiyle fiili olarak aynı evde yaşamaya devam eden ancak bir yandan da 4 milyonu aşknı yetim veya dul aylığı alan kişileri yakından ilgilendiren emsal bir karara imza attı.

Mahkeme, çiftlerin gerçekten boşanıp boşanmadıklarına (niyetlerinin samimi olup olmadığına) bakılmaksızın, birlikte yaşama eyleminin tespit edilmesi halinde bağlanan aylıkların kesilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu vurguladı.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre, eski eşiyle birlikte yaşadığı tespit edilen kişilerin gelir ve aylıkları iptal ediliyor.

Yargıtay’ın son kararında, bu kuralın uygulandığı 1 Ekim 2008 tarihinden itibaren, boşanmanın hileli (muvazaalı) olup olmadığının sorgulanmaması gerektiğinin altı çizildi.

Kararda, yasanın çok net olduğu; SGK veya yargı organlarının kişilerin gerçek boşanma iradesine sahip olup olmadığını araştırmasına gerek kalmadan, sadece eylemli olarak “birlikte yaşama” durumunun tespitinin aylığın kesilmesi için yeterli olduğu belirtildi.

Emsal karara konu olan hukuki süreç, 2001 yılında eşinden boşanan ve 2002’de vefat eden babası üzerinden SGK’dan yetim aylığı alan bir kadının dosyasıyla başladı.

SGK, kadının boşandığı eşiyle yaşamaya devam ettiğini belirleyerek 2008 yılında aylığı kesti ve geçmiş ödemeleri borç olarak yansıttı.

İlk etapta açtığı iptal davası reddedilen kadın, 2022 yılında tekrar SGK’ya başvurarak aylığının yeniden bağlanmasını talep etti.

Kurumdan ret yanıtı alınca bu kez İş Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme, SGK’nın işlemini iptal ederek kadına haklı buldu ve ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle geri verilmesine hükmetti.

Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) de SGK’nın itirazını reddederek yerel mahkemenin kararını onadı.

SGK avukatlarının dosyayı temyize taşıması üzerine nihai incelemeyi Yargıtay 10. Hukuk Dairesi yaptı. Yargıtay, yerel mahkemenin sadece genel emniyet araştırması ve kısıtlı tanık beyanıyla karar verdiğini, bunun “eksik inceleme” anlamına geldiğini belirtti.

Yüksek Mahkeme kararında; davacı kadının ve boşandığı eşinin resmi nüfus adres kayıtlarının getirtilmesi, ihtilaflı dönemde söz konusu adreslerde kimlerin yaşadığının kolluk kuvvetleri aracılığıyla detaylıca incelenmesi gerektiği ifade edildi.

Birlikte yaşama olgusunun net bir şekilde aydınlatılabilmesi için muhtar, komşu, kapıcı ve apartman yöneticisi gibi kişilerin dinlenmesi gerektiğini belirten Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırarak İlk Derece Mahkemesi’nin kararını oy birliğiyle bozdu.